• Şuan Sitemizde 55 Kişi Haber Okuyor.
Reklam
  • M.Şakir Özmazı

  • sakir.56@hotmail.com

  • 112593

M.Şakir Özmazı

NEREDE O ÇOCUKLUĞUMUZUN ESKİ OYUNLARI?

Günümüz kent koşullarında yoğun iş telaşı, stres, çoluk-çocuk ve geçim derdiyle uğraşırken bazı değerlerimizi hızla kaybettiğimizin farkında mıyız?

 

 

Zaman zaman eski mahallemizi, oradaki dostluğu, annelerimiz defalarca çağırana kadar oynadığımız oyunları özlemiyor muyuz?

 

 

 

Çocukluğunda sokakta oynadığı oyunları hatırlayınca mutlu olmayanımız var mıdır? Ne zaman oyun söz konusu olsa biz büyükler "Nerede bizim çocukluğumuzdaki oyunlar!" der, anlatmaya başlarız ya.

 

 

Peki, şimdiki çocuklar bu oyunların hangilerini oynuyor? Hatta bırakın oynamayı, hangilerini biliyor? Zihinsel, bedensel gelişimi sağlayan, iletişimi öğreten, paylaşımı geliştiren eski oyunlarımız yaşam tarzımızın teknolojiye yenik düşmesi sonucunda sönmeye yüz tutarak kayboluyor.

 

 

Çocukluğumuzdaki oyunlar, işbirliğini, paylaşmayı, uyumu öğretirdi. Her şeyden önemlisi mutluluk getirirdi. Oysaki şimdiki oyunlar artık daha bireysel, bencil ve ruhsuz.

 

 

Bilgisayarda oyun oynayan veya televizyondan gözlerini ayırmayan çocuğumuza baktığımızda “Nasıl kurtarırım?” düşüncesi hepimizde yok mu?

 

 

İnternet, atari ve plastik oyuncaklarla vakit geçiren çocukların a-sosyal kişilik kazandığına şahit oluyoruzdur hepimiz.

 

Elimizde ekmek arası salça ile oyun alanlarımıza koşarken, kalbimizdeki heyecanı, titreşimi hangi bilgisayar verebilir ki?

 

 

Bu girizgahtan sonra soralım.

 

 

 

 

Sahi Bizim Kaç Oyunumuz Vardı?

 

Şakul-u Zemce, Ğazaliti Ğarki, Titta, Levliye (Taş Bilye), Divar, Zevzen, Pit, Kuçat, Mız’ar, Beştaş, Kıbab (Ceviz Oyunu), Ihmar It Tavil (Uzuneşek), Seksek, Saklambaç (Ğannoviya), Bir Kız Oyunu Olarak Evcilik (Beyt u Beyt) vs. gibi Siirt’te eskiden oynanan ve şu an aklıma gelen eski çocuk oyunlarından…

 

Eski oyunları hatırlamışken oynayalım mı? Ne dersiniz?

Ben varım.

Ya siz?

Siz de varım diyorsanız 25.Haziran Cumartesi günü saat: 16.00’te Sancaklar İlköğretim Okulu bahçesinde buluşalım.

 

 

Siirt Valiliği, üç gün sürecek olan Kültür ve Sanat Şenlikleri kapsamında unutulmaya yüz tutmuş çocukluk oyunlarımıza yer vermesini oldukça isabetli bir karar. Oldukça faydalı bir ekinlik olacağına inanıyorum.

 

Yavaş yavaş unutulan sokak oyunlarından yeni kuşakların da haberdar olması için hem anlatılacak hem de oynanacak.

 

Bu organizasyon için özellikle Valimiz Sayın Musa Çolak’a ve emeği geçen herkese şükranlarımı ifade ederek tebrik ederim.

 

Sonu Olmayan bir Dünya Olan Çocukluk Oyunlarımızla Sizleri Baş Başa Bırakıyorum.

 

 

 

Siirt’te Oynanan Çocuk Oyunlarından Bazıları:

 

 

 

1-KUÇAT

 

Kuçat oyunu, iki, üç ve daha fazla çocuk arasında ucu sivriltilmiş, 30–50 cm. arası uzunlukta ince odunlarla, toprağın çamurlaşmasıyla ıslatılan bir metrekarelik uygun bir toprak parçası üzerinde veya Bağbozumu sonunda evlerde üzüm sıkılıp pekmez ve pestil imal edildikten sonraki üzüm artıklarının (Sımeyne) döküldüğü, ucu sivriltilmiş ince odunları saplamaya elverişli zeminlerde oynanırdı. Çocukların hatta gençlerinde zevkle oynadığı oyunlardan bir tanesidir.

 

Nasıl Oynanır?

 

Oyuncuların ince odunları birbirinden ayrılacak kadar belirgin olması lazımdı. Yani hangi odunun hangi oyuncuya ait olduğu bilinmelidir. Oyunda, ucu sivri ince odunu hızla, teknik ve sert bir şekilde yere diklemesine vurarak yere saplarken ıslak çamurda dik duran rakip odunu düşürecek veya yerde yatık şekilde duran oduna dokundurarak kendi odununun dik durmasıyla kazanılan bir oyundur. Yıktığınız odun, artık sizin olurdu. Eğer odun belirlenen zeminde saplanmaz yere düşerse oyun sırasını ötekine bırakmış olur. Oyun bu kurgu üzerine kuruluru. Bir de oyunda “Meneş” tabiri kullanılırdı. Oynanan alanda dikili bulunan, 2 veya 3 odunu birden düşürme olayına denirdi.

 

 

 

2-TİTTA

 

Bir kg.lık boş teneke veya benzeri kutularla  (yağ, tahin, zeytin tenekesi, boya kutusu v.b) oynanan zevkli bir çocuk oyunudur. Saklambacın teneke ile oynanan versiyonu da diyebiliriz. En az dört kişi ile oynanır.

 

Nasıl Oynanır?

 

Sokağın ortasına veya mahallenin boş oyun alanına içi boş bir teneke dikilirdi. Oyuncular boş teneke başında toplanır ve iri kıyım bir oyuncu 8–10 adım geriden hızını alarak tenekeye olanca gücüyle vurur. Tenekeye vurulma hadisesinden sonra çocuklar çil yavrusu gibi dağılırlar. Ebe olan çocuğun tenekeyi yerine getirene kadar diğer arkadaşlar kaçıp saklanır ve sonrasında normal saklambaç başlar. Ebe dediğimiz zavallı saklananları ararken bir yandan da sokağın ortasındaki boş tenekeyi kollardı. Ebe, arkadaşlarını sobelemek için tenekeden uzaklaşınca saklanan kişiler gizlice ortadaki tenekeye tekme vurarak tekrar saklanırlar. Ebe tekrardan tenekeyi alıp geri geri gelirdi ve tenekeyi tekrar eski yerine bırakırdı. Böylelikle ebeliğine bir tur daha devam edilmiş olurdu. Ebe, bulup gördüğü oyuncuların adını söyleyip tenekenin üzerine gidip basarak sobeler. Ebe saklananları sobe edinceye kadar oyun devam eder giderdi. Saklananları bulunca da ıstırabı sona ererdi.

 

 

3-LEVLİYE (TAŞ BİLYE)

 

Bilinen en eski çocuk oyunlarından biridir. Yetişin erkekler arasında oynanırdı. Yetişkinlerin en sevdiği oyun da buydu. Nedenlerinin altında, atış maharetini gösterip hava atanlar veya rüştünü ispatlayıp mahallesinde en güzel oynayan delikanlı diye parmakla gösterilmesi yatıyordu. Taş bilye, dere kenarlarından “Kakosa” adı verilen kaygan, rengârenk taşlardan üretilirdi. Bu işe meraklı herkes kendi taşını kendi eliyle emek vererek imal ederdi. Her mahallede oto tamircilerinden temin edilen araba motoruna ait subap demir parçası ile taşa büyük bir maharetle ve titizlikle mütemadiyen vura vura yuvarlatılırdı. Yuvarlak şekil verilen taşın pürüzlerinin giderilmesi için zımparalanırdı ve daha sonra da ceviz içi ile avuç içinde sıkılarak parlatılırdı. Artık levliye oyununa hazır hale gelirdi taş. Zıvaybika (Uzun dar sokak) veya mahallelerin boş oyun alanlarında oynanırdı. Leyliye oyununda ortak nokta, taş bilyeyi yuvarlayarak veya havalandırarak başka bir bilyeye çarptırmak ve onu oyun dışı bırakmaktır. Oyun sürecine göre belli mesafelerde enine dikilen madeni paraları düşürmekteydi maharet. Taş Bilye, orta parmak ile baştan dördüncü parmak arasına yerleştirilir. Orta parmağa kıvrılan Şehadet işaret parmağından güç alarak orta parmakla itilerek atılırdı. Bu oyun sürecinde tek hamlede birkaç fıls (Madeni para) düşürenler olduğu gibi “Lakta” denen nokta atışı ile rakibin taş bilyesinin tepesine inip kırınlar da oluyordu. Bulundukları konum onları bu oyundan vazgeçirmezdi. Bu tür oyunlarda sınıf fark göremezdiniz. Esnafı, memuru, zengini fakiri herkes oyunun bir parçasıydı. Levliye oyunu ile alakalı hemen hemen herkesin hayatını süsleyen tatlı hatıraları vardır muhakkak.

 

Nasıl Oynanır?

 

En az iki ve daha fazla kişi ile oynanır. Kişi sınırlaması yoktur. Kişi sayısına göre de belli mesafelerde enine sabitlenen madeni paralar olurdu. (Bunlara fıls denilirdi ve genellikle tedavülden kalmış madeni para idi.) Dıms, levliye oyununda her seansa verilen isimdi.

Levliye oyununda 4.kişinin oynadığını düşünsek “Tarlayı biçtik.” Sözü ile eller birbiri üstüne konup yukarı aşağı ritmik sallanırken birlikte söylenir. Söz bitince eller türlü şekillerde tutulup beklenir. Kimin hareketi farklıysa o kenara çekilir. İlk çıkan sıralamada birinci olurdu ki bunun adı levli idi. İkinci tebeh, üçüncü tebeh it tebihin, en sona kalana ise “Hatta” denirdi. Bunun anlamı “Beklemede” idi. Oyun başlamadan bir oyuncu “Ene fıl hatta” deyip de sona kalabilirdi oyun kurallarına göre.

Oyun sırası kendinde olan oyuncu madeni paraları isabet edip düşürmek veya rakiplerin taşına isabet etmesi gerekirdi. Sırası gelen her oyuncunun bir atış hakkı var iken Hatta’ya kalan sondaki oyuncunun ise Ras (Baş) taş bilye veya fils (enine dikili madeni para) vurdukça devam hakkı doğardı. Fıls’e (Madeni Para) isabet edip düşürürse onun sahibi olurdu. Başa (Taş bilye) isabet ederse, o taş bilye sahibini oyun dışı ediyordu. Tüm paralar düşene ve tek kişi kalana dek oyun devam edip sürerdi.

 

Oyun süresince bir madeni para düşürmüş ama rakiplerinden biri onun taşına isabet edip oyun dışı bırakmışsa ve ne kar da ne de zarardaydı. Kendi kendini kurtarmış oluyordu böylece. Fakat oyunun sonunda sadece iki kişi kalmışsa ve yerde eğer dikili tek madeni para kalmışsa oyunun galibi olan rakibine teklif getirebilirdi. Mesela, “İstersen madeni para senin olsun oyunu bitirelim.” Derdi. Kendini riske atmayıp kabul edenler olduğu gibi gururuna yedirmeyip Ya herru ya merru diyerek. (Ya gidecek ya da gelecek) sonuna kadar mücadele edenlere de şahit olunurdu.

 

 

 

4-PİT

 

Birçok yörede olduğu gibi yöremizde de en fazla oynanan oyunlardan birisidir. Daha çok açık alanlarda oynandığı gibi sokak aralarında da oynanan eski, eğlenceli erkek çocuklarının bir oyundur. Oyuna bazen büyüklerin de katıldığı olurdu. Sopalarla oynadığı tehlikeli bir oyundur. Bu yüzden dikkatle oynanması gerekmektedir. Havada fırlayan sopadan kafayı, gözü ve vücudun sakınılması gerekir. Çeviklik, cesaret, sürat gerektiren zevkli bir oyun türüdür.

 

Nasıl Oynanır?

 

Bu oyunda kısa bir sopa (30–40 cm) yani çelik ile 70–80 cm uzunluğunda bir sopa yani çomak kullanılır. Oyun oynayacak olanlar iki gruba ayrılırlar. Her iki taraftan birer kişi seçilir ve bu seçilen kişiler çeliklerini uzağa fırlatırlar. Hangi oyuncu çeliği daha fazla uzağa atabilmişe o taraf oyuna başlar (A takımı diyelim) Oyun iki taş çeliğin boyu kadar aralıklı olarak yan yana konur. B takımı oyuncuları karşı tarafa geçer. Böylece oyun başlamış olur.

 

 

Oyuncu elindeki sopayla iki taş üzerine yerleştirdiği çeliği karşı B taraf oyuncularına doğru hızla atar ve sopayı yere bırakır. Eğer B taraf oyuncuları atılan çeliği havada yakalarsa hem sayı kazanırlar hem de çeliği kaptıran A takımı oyuncusu oyundan çıkmış olur. B takımı çeliği yakalayamadıysa, çeliği düştüğü yerden tekrar yerdeki sopaya doğru atarlar. Sopayı vurabilirlerse karşı A takımının oyuncusu yine oyundan çıkar. Vuramazlarsa A takımı çelikle sopanın arasındaki mesafeye bakarak B takımının bu mesafeyi kendi belirledikleri bir adımda almasını ister. Örneğin 3 adımda al, 5 adımda al gibi. B takımında adımını büyük atabilen ve kendine güvenen bir oyuncu bulunmazsa, ya da bu adım sayısında çomaktan çeliğe ulaşamazsa A takımı adım sayısı kadar sayı alır. Eğer bu adımda yetişebilirlerse sayıyı B takımı alır. Oyunun başında kararlaştırılan sayıya ilk ulaşan takım oyunu kazanır. Bir sonraki oyuna kazanan taraf başlar. Hangi tarafın oyuncularının tamamı ölürse bu defa diğer taraf oyuna başlar. Bir takım kararlaştırılan sayıya hiç puan kaybetmeden ulaşırsa oyundan çıkmış bir arkadaşlarını tekrar oyuna sokarlar.

 

 

5-KIBAB (CEVİZ OYUNU)

 

Cevizleri Çukura Atma Oyunu

 

Eskiden cevizler bilye olarak kullanılırdı. Mahallede herhangi bir duvar kenarında bir yumruk girebilecek büyüklükte bir çukur kazılır. Her oyuncu sırayla tek mi çift mi sorarak avuç içindeki cevizleri bu çukura fırlatırdı. Sayılır ve ona göre ya kaybeder ya da kazanılırdı.

 

Nasıl Oynanır?

 

Ceviz oyunu duvar dibinde açılan bir çukura takriben bir, bir buçuk metre mesafede tespit edilen yerden bir avuç ceviz atmakla oynanır. Şöyle ki, oyun başlamadan karşı karşıya gelen iki çocuktan birisi tek, diğeri çift sayıyı alırlar, eğer cevizleri atan çifti almış ise ve çukura attığı cevizler de çift olarak çukura girerse karşı taraftan o kadar ceviz alır, tek düşerse kendisi o kadar ceviz vermek mecburiyetinde kalırdı. Bu suretle ceviz kaybedenler evlerine gider analarından yeniden ceviz ister. Kazanan çocukların cepleri ve koyunları cevizlerle dolu olarak sevinçle evlerine dönerlerdi.

 

 

6-IHMAR IT’TAVİL (UZUNEŞEK)

 

Erkek çocukların oyunudur. Duvar dibinde oynanır. Bir oyuncu duvara sırtını yaslar ayakta bekler. Diğer oyuncular o kişinin önünde eğilerek kafalarını birbirlerini bacak arasına sokarlar. Rakipler bunların üzerine zıplayıp otururlar. En önde üste duran oyuncu elindeki parmakların bir kısmını kapatarak altındaki oyuncuya (Bu kaç?) diye sorar. Bilirse ebelik diğer guruba geçer.

 

Nasıl Oynanır?

 

En az 4 oyuncu 1 yastık olmak üzere 5 kişi arasında oynanır. Oyuncular 2 gruba ayrılır, birinci grup yatar, ikinci grup üstlerine atlar. Atlayan grup bir sayı tutup tek mi çift mi diye sorar. Yatan grup bilirse kazanır bilemezse atlayanlar kazanır. Kaybeden yatar. Beli kuvvetli olan oyuncular gözde oyunculardır.

 

 

 

7-BEŞ TAŞ OYUNU

 

Oyun iki kişiyle veya daha çoklu oynanabilir. Beş yuvarlanmış, avuca sığar büyüklükte taşla oynanır. Üzeri pürüzsüz kaygan çay taşları tercih edilir. Her ne kadar en çok kızlar oynasa da erkeklerin de oynadığı bir oyun türüdür. Taşı havaya atıldığında yerdeki taşı kaparak refleksleri güçlendiren bir oyundur.

 

Nasıl Oynanır?

 

Oyuna başlayacak oyuncu sayışmayla saptanır. Bir taşı eline alarak onu havaya atarken ötekini yerden diğerini de düşürmeden alması lazım. Önce taşlardan biri havaya atılır, o havadan düşene kadar bir diğer taş avuca alınır. Sonra iki taş bir avuçta buluşur. Bu, tüm taşlar bu şekilde toplanana kadar sürer. Birinci etap böylece tamamlanmış olur. Daha sonra aynı yöntemle iki taş, üçtaş ve dört taş birden toplanmaya çalışılır. Beşinci etapta rakip oyuncunun seçtiği taşı (Rakip oyuncu en öndeki taşı ebe seçip işinizi zorlaştırmak ister genellikle) en sona bırakmak şartı ile havaya atılanın dışındaki taşlar en fazla üçer hamlede diğer elin işaret ve başparmak uçlarının oyun zemininde oluşturduğu köprünün içindenden geçirilmesinin ardından ebe olan taşın tek hamlede kaleye sokulmasıyla sonuçlanır. Bunu oynarken takılan oyun sırasını arkadaşına verir. Bu aşamaları bitiren oyunu kazanmış olur.

 

 

 

8-ĞAZELİTİ ĞARKİ (CEYLANIM KAYBOL):

 

En fazla beş kişilik iki grupla oynanan bir çocuk oyunudur. Bu oyunda iki gruptan biri, yani beş kişilik grup saklanır. Geri kalan beş kişi saklananları bulunca oyun sona erer.

 

 

 

 

 

9-ZEVZEN:

 

Zevzen, iki kişilik bir oyundur. Genellikle kız çocuklarının yerde çizmiş oldukları çizgilerde ayaklarıyla taşı çizgilerden atlatmak suretiyle oynadıkları oyundur.

 

Nasıl Oynanır?

 

Pek çok çeşidi bulunan bu oyunun bir türünde oyuncular, çizili alanların içine sırayla yassı bir taşı ya da kiremit parçası atarlar. Eğer taş çizili alanların dışına düşer ya da çizgiye denk gelirse, taş atma sırası öbür oyuncuya geçer. Atış başarılıysa oyuncu tek ayağı üzerinde sekerken, taşı bu ayağıyla iterek bütün boşluklardan geçirmesi gerekir. Eğer öbür ayağı yere değer ya da boşlukların arasındaki çizgilere basarsa yanar ve sırasını kaybeder.

 

Başka bir seksek türünde ise taş veya kiremit atıldıktan sonra karelere isabet ederse, oyuncu taşın bulunduğu karenin üstünden atlar, dönüşte çizgilere değmeden de taşı geri alır.4. 5.ve 7.8.kareler yan yana oldukları için bu karelere taş gelince, yandaki kareye tek ayakla basılır.

 

 

 

 

 

10-ĞANNOVİYA (SAKLAMBAÇ):

 

Genelde ilköğretim çağındaki çocukların mahalle aralarında zevkle ve şevkle oynadıkları oyunun adıdır. Ebe için işkence olurken, saklananlar için muhteşem zevkli bir oyundur. Saklan ama sakın çanak çömlek patlatma denir saklanacaklara.

 

Nasıl Oynanır?

 

Saklambaç en az 3 kişiyle oynanır. Oyuncular aralarında “Tarlaya Biçtik” kuralı ile bir ebe seçerler. Bu ebe bir duvar ya da ağaca önünü dönerek sayar. Ebe en az 25 ya da 50 ye kadar sesli sesli sayar. Bu sırada diğer oyuncular da ebe saymayı bitirene kadar farklı veya aynı yerlere saklanırlar. Ebe, saymayı bitirince “Önüm arkam, sağım solum sobe, oldu, bitti” diye bağırır ve gözünü açar. Saklanan diğer oyuncuları bulmaya çalışır. Diğer oyuncular ise ebe kalenin başından ayrıldığını görünce ebenin saydığı yere ebeden önce ve ona yakalanmadan gelirlerse “sobe” diyerek ebeyi sobeler. Sobeleyen kişiler ebe olmaz. Ondan sonra ebe diğerlerini bulmaya çalışır. Ebe bulduğu kişinin adını yüksek sesle söylemek zorundadır. Eğer ebe bir kişiyi görüp de onun adını yanlış söylerse diğer oyuncular saklandığı yerden çıkar ve saklambaç oyununda bir terim “Çanak çömlek patladı” diye bağırırlar ve ebe ebeliğe devam eder.

 

 

 

11-MIZ’AR (TOPAÇ):

 

İpin bir ucu halka şeklinde orta parmağa geçirilir.  Diğer ucu ise topacın etrafına düzgünce sarılır. (Topaç, ağaçtan yapılır ucunda özel çivisi vardır.)  İp topaca sarıldıktan sonra elin, hızla ileriye doğru itilip geri çekilmesiyle kazandırılan ivme sonucunda topacın, mümkün olduğunca uzun süre çevrilmeye çalışıldığı bir oyundur. Komutla aynı anda döndürülen topaçlardan en son duran topaç sahibinin kazandığı oyundur. Değişik kuralları olan farklı biçimlerde oynanılır. Bu işte ustalaşan çocuklar, yerde dönen topacı avucunun içine alır, avucunun içinde döndürürdü.

 

 

 

12-ŞAKUL U ZEMCE (UZUN ATLAMA):

 

Her yıl Mayıs ayında kutlanan bu yöresel bayram nedeniyle kurulan bayram yerinde (Şimdiki Yetiştirme Yurdu karşısındaki boş alan olarak kullanılırdı.) çeşitli renklere boyanmış yumurtalar tokuşturulurdu. Bir araya gelen erkekler de çeşitli oyunlar oynardı. Uzun atlama ve koşu olan (Şakul u Zemce) müsabakaları farklı mahallelerden yumurta bayramı vesilesiyle gelen erkekler arasında yapılırdı. Yalnızca bu tür yarışmalarının düzenlendiği bir etkinlik değil, aynı zamanda sporun sanat ve kültürle birleştiği büyük şenliklerdi.

 

Oldukça eğlenceli olan Şakul u Zemce (Uzun Atlama) oyunu, koşularak daha uzun atlamak suretiyle rakiplere karşı yapılan mücadeleyi ifade eder. Tüm zamanların en eski ve en çok ilgi gören oyunlardan biridir Şekul u zemce oyunu. İnsanın tüm güç ve yeteneğinin neredeyse tümüyle kullanılmasını gerektirir. Yarışmacılar birbiriyle yarışırken, aynı zamanda kendi güç ve yeteneklerinin sınırlarını tanır, bunları geliştirmeye çalışırlardı.

 

Ekleyeceğiniz oyun ve kuralları veya yanlış yazdıklarımız olduysa bizimle iletişime girerseniz çok memnun olacağız. Bu çalışmanın kemale ermesi için desteklerinizi bekler saygılar sunarım.

 

 

 

M.Şakir ÖZMAZI

GSM:  506 937 47 23

E-Mail: sakir.56@hotmail.com

Web: www.siirt56.com

 



Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Siirt56.com sorumlu tutulamaz.

Ad Soyad

Yorum

  • Toplam Yorum
  • 1 / 0 Sayfa 1

YORUMLAR

   orhan kaçar 2014-06-11  
ben siirt liyim hepsini oynamışım
   mert bıldırcın 2014-06-04  
işime yaradı
   esma çetinkaya 2014-05-21  
çok değişik ve keşke herkes oynasa ya
   m.ali 2014-05-19  
cok 10 numarA
   ronaldo crıstıgan 2014-05-19  
cok guzel yapmısınız
   berna 2014-05-03  
ödevim varrrrr
    suna ipek 2014-04-09  
çok güzel çok beyendim
   merve sayılgan 2014-04-09  
çok beyendim çok güzel
   adsız 2014-03-11  
ço daçma bence ve çok kötü ödevim var yardım edin ya böyle oyun olmaz ki
   sofya 2014-01-13  
çooooooooooooooooook güzeldi çok beyendim
   bestenaz aydemir 2014-01-11  
tek kelime ile süper olmuş teşekkürler
   bestenaz 2014-01-11  
çok güzel olmuş teşekkürler
   bestenaz 2014-01-11  
tek kelime ile süper
   bestenaz aydemir 2014-01-11  
bence çok güzel oyunlar var ödevime yardım ettiğiniz için teşekkür ederim
   hicret yıldırım 2013-12-31  
lütfen ödevime yardımcı olun
   hicret yıldırım 2013-12-31  
oyunlar çok kötü daha güzel olsun ödevim var
   zeynep 2013-12-14  
gül çat o sayfanın nismini bana verebilirmisin benimde işime yaramadı da
   kuzey 2013-11-27  
İşime yaradı
   gül çat 2013-11-25  
sayfayı beğenmedim
   gül çat 2013-11-25  
ödevim için hiç bir işime yaramdı ve beğenmedin bir sayfa daha far oraya gircem bikeresindede böyle bir ödevim oldu o sayfaya girdim ve çok işime yaradı
   faruk talay 2013-11-24  
bi işe yaramadı
   dilara harman 2013-11-23  
ayak tokmağı oyunu yok mu
   şüheda türk 2013-11-20  
yeterli değilki
   NURPERİ NUR 2013-11-19  
BUNDAN BAŞKA GÜZEL OYUNLAR YOKMU YOKSA BİZ BU SAYFADAN GEÇERİZ BİDE BU OYUNU BEĞENEMEDİK
   şevval candan 2013-11-11  
ödevimi yaptım güzel bir sayfa
   hüseyin 2013-11-10  
çok çirkin oyunlar ayrıca sıkıcı ve bu oynların hepsini biliyorum
   aylin 2013-10-22  
ben bu sayfayı sevmedim ödevime yetmedi
   ümmühan ipor 2013-10-08  
işime Yaramadı
   su 2013-10-08  
ödevime yaramadı
   sametakbayrak 2013-09-17  
cok güzel

SON YAZILARI

NEREDE O ÇOCUKLUĞUMUZUN ESKİ OYUNLARI? SİİRT´TE GENÇ YAZARLAR YETİŞİYOR SİİRT´TE ANLATILAGELEN FABL ÖRNEKLERİ ERBAİN VEYA DEYİŞİMİZLE: ARP´ENİYE EĞİTİM KAHRAMANI ÖĞRETMENİM: GÜLİSTAN KAHRAMAN SONBAHARDAKİ MİSAFİRİMİZ TAHHAN AMCA SİİRT´TE BAKIRCILIK VE BAKIRCILAR ÇOCUKLUĞUMUZDA BAYRAM COŞKUSU GİZEMLİ KAPILAR MELEDE ATEŞİ GELENEĞİMİZ



Ethem Sancak: Artık Zengin Değilim

Ethem Sancak: Artık Zengin DeğilimSancak, 'Eskiden ilk 20 zenginden biriydim, şimdi sondan yirminciyim' - Star Gazetesi ve Kanal 24'ün sahibi iş adamı Ethem Sancak, 2015'te TÜSİAD'ın b

  • 7 yorum
  • 27067 kere okundu

Hakem Yılmaz Butur, Siirt56´yı Ziyaret Etti

Hakem Yılmaz Butur, Siirt56´yı Ziyaret EttiTarafsız haberciliğiyle gönüllere taht kuran Siirt56'yı ziyaret eden Yılmaz Butur, çalışmalarımızda başarılar diledi.

  • 10 yorum
  • 26733 kere okundu

   
Siirt Yerel Medyası, İnternet Haberciliği ve Muhammed Kurt  

KÖŞE YAZARLARI



RSS © 2010-2014 Siirt, Siirt Haber | Haberleri | Haberler
Site içeriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır

Siirt 56