Siirt'te Eskiden Ramazan (Cumhur Kılıççıoğlu´nun Kaleminden)
0000-00-00 - 12:27Siirt'te Eskiden Ramazan (Cumhur Kılıççıoğlu´nun Kaleminden)
Ramazan’ın ilk gününe uygun düşer diye yılların usta gazetecisi Cumhur Kılıççıoğlu’nun kaleme aldığı yazıyı siz değerli okuyucularımızla paylaşalım istedik.
Sizlere hayırlı ramazanlar dileyerek nostalji yazı ile baş başa bırakıyoruz.
CUMHUR KILIÇÇIOĞLU'NDAN
SİİRT'TE ESKİDEN RAMAZAN
Kadınlar, Ramazan Ayının Ağır İşçileri...
Mahalli Bayramları, özel günleri ve çok güzel örf ve adetlerini korumaya çalışılan Siirt’te terk edilen en büyük özellik yanık sesli müezzinlerin minarelerde okudukları iftar ezanlarıydı. Müezzinin minare zirvesindeki daracık kapısından azar azar başını uzatarak heyecanla beklenen ezanı duyan küçükler sevinç çığlıkları atarak sofraya koşarlardı.
Ramazan’da Siirt kadınının ağır işçiliği ve bulgur pilavı
Şehrimizde eski Ramazanların güzelliği yanında Siirtli kadınların çektikleri zahmet ve katlandıkları görevlerin ağırlığından ve anlamından da bahsetmek lazımdır.
Ramazan öncesi günlerce iftar ve sahurda yenecek zahire, tatlı, meyve, üzüm, pestil, ceviz, fıstık fındık gibi yerli ürünlerin tedarikini de yapmak kadınların görevleri arasındaydı. Hemen her gün evin erkeğine ayrı bir sipariş verilirdi.
Siirtli kadınlar Ramazan'ın en ağır işçileri sayılırlardı. İftardan sahura kadar aralıksız devam eden işleri vardı. Gerçi çok eski zamanlarda “men'i israfat” kanunu uyarınca iftar sofraları oldukça sade, sahurlar ise tek düzeydeydi. Rahmetli annem Ramazan'ın 30 gecesi de her sahurda Bulgur pilavı pişirdiklerini söylerdi. Ben de o günlere yetişmiştim.
Pirinç pilavı lüks sayılırdı
Pirinç pilavı ise lüks sayılır, sadece Ramazan'ın ilk gecesi ile Bayram yemeğinde yenirdi. Çünkü bulgur pilavının besleyici değerinin ve tok tutma özelliğinin çok yüksek olduğu çağlar boyu bilinmiştir.
Gaziantep Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ali Rıza Tekin yapılan bir araştırmada 400 çeşit Bulgur türünün saptandığını söylemişti.
Şair ve edip hemşerimiz Hilmi Yavuz da Bulgurun yapıldığı Buğday'ın Siirt'te “Hınta” olarak söylenen adının sadece Mezopotamya kültüründe olduğunu yazmıştır.
Beş yıldır Hısta kaplıcası yolu üzerindeki Türbe Höyük'te kazılar yapan Ege Üniversitesi'nden Yrd. Doç.Dr. Haluk Sağlamtimur da geçen yılki çalışmalarında bir küp içinde karbonlaşmış 6000 yıllık buğday bulmuştu.
Siirt'te Ramazan sahurlarının vazgeçilmez gıdası olan bulgur, kimi zaman el şehriyesi, kimi zaman nohutla zenginleştirilmiş ve çorba türlerinde de Kekik, Somak ve Habrımman (çok ekşi Nar) gibi doğal baharatlar kullanılmıştır.
Ramazanlarda Siirt kadınlarının görevi sadece yemek yapmak değildi. Onlar evin temel direği olarak bir orkestra şefi gibi davranarak evin bütün fertlerini maharetle idare ederlerdi. Psikolojik görevleri de vardı. İftar vakti sigara tiryakisi erkekler buldukları en ufak bahaneyle bağırıp çağırıp, asabiyet gösterisi yapınca onları da rehabilite ederlerdi.
Ağlayan minikleri pışpışlamak, sahurda davul seyrettirmek de kadının göreviydi
Emzikli gelinlerin de rahat bir iftar yapmalarını sağlamak, ağlayan minikleri pışpışlayıp ninni söyleyen kayınvalidelerin şefkati bugün bile her ailede kahramanlık hikâyeleri gibi anlatılır.
Torunlara sahurda Ramazan davulu seyrettirme fedakârlığı da onlara düşer ve ödül olarak cepleri kuru yemiş ve mevsimlik meyvelerle doldurulurdu. Davul çalarken özel maharetler gösteren davulcular da eve alınır ve sahur yemeği yedirilerek çocuklarına uygun hediyeler verirlerdi.
Peygamber efendimiz “Cennet anaların ayağı altındadır” buyurarak kadınlarımızı yüceltmiştir. Ama bugünün sosyal ağırlıklı ve emeğe saygı nedeniyle onlara maddi “Ramazan tazminatı” ödenmesi gerekir diyebiliriz.
İşte Analarımızın ve kadınlarımızın tevazu içinde sakladıkları bu erdemleri için onları her zamankinden çok sevelim ve Ramazanlardaki yorgunluklarını sevgi ve şefkatle süsleyelim.

Ve de bu vesileyle bize unutulmaz hatıralar yaşanmış güzellikler bırakan tüm Anneanne, Babaanne ve şefkat meleği kayınvalidelerimizi rahmet dileklerimizi sunarak yâd etmeliyiz. Hayatta olanlara da uzun ömürler ve sevimli torunlar diliyoruz.
Siirt'te iftar geleneğinde tatlı çeşitleri
Yukarıda, şehrimizde Ramazanların çocuk ve kadın cephesinden güzelliklerini anlatmış, geçmişte sahurların vazgeçilmez yemeği bulgur pilavının da özelliklerini sıralayarak, mutfak kültürümüze bir nebzecik değinmiştik.

Şimdi de daha geçmişteki iftarları hatırlatmak istiyorum. Eskiden iftarlık ikramı yaygındı. Akşama doğru iftarlık satan dükkânlara yönelerek, dostlar birbirlerine iftarlık ikram ederlerdi. En revaçta olan iftarlık Siirt'te yapılan Badem Şekeri ve yine bir badem ve bal ezmesi olan Lezvine tatlısıydı. Şeyh İslam adlı sucuk Lokum şekeri de çok ünlüydü.
Helvacıların Ramazan nedeniyle yaptıkları özel Susamlı ve Cevizli helvalar da bolca alınır, yol boyu dağıtılır, iftar vakti keşkül ile dilenen fakirlerin yemeğine tatlı çeşidi olarak konulurdu.
Bugün görülen toplu ve çadır iftarların benzerleri sık sık çeşitli vesilelerle evlerde yapılırdı. Evli erkekler kayınpeder ailesini, nişanlılar da kız tarafının yakınlarını mutlaka bir gece iftara davet ederek her iki taraf aile bireyleri kaynaştırılırdı.
Şekkire kılo kılo
İlk kez oruç tutan küçük çocuklar da babaları, kardeş ve amca gibi çok yakınları tarafından omuzlarına “Maşallah” takısıyla omuza alınır ve akşam iftarında başına dökülecek kuru yemiş, peynirli halkalı şeker (şekkire kılo kılo) ve kâğıtlı şekerler alınır, ayrıca oyuncaklarla sevindirilirdi.
Evde de iftara yakın sırta alınıp maniler okunarak gezdirilirdi. İftar vakti salâvatlar getirilerek küçük çocuğun başına serpilenler toplanır ve konu komşuya ikram edilir ve çocuğun ilk iftarı müjdelenirdi.
Ne yazık ki bugün bütün bunlar hemen hemen terk edilmiş ve yok olmuştur. Şimdi bu tatlı ve şekerlerin yerini maalesef caddelerde adım başı rastlanan çiğköfte satıcıları almıştır.
Bütün bu olumsuzluklara rağmen bizler, eskilerin “tatlı bir tahattur” dedikleri nostalji yaparak geçmişte kalan kültürümüzün alt yapısı olan bu güzel ve anlamlı geleneklerimizi anlatmaya ve hatırlatmaya devam edeceğiz.
Örneğin bugünün modern helvacıları sayılan pastanelerimiz yapacakları Siirt tatlılarıyla bu iftar kültürümüze katkı yapabilirler.
Sohbetimizin başında yeri gelmişken yazmayı unuttuğum ve sayıları 20'yi aşan yerel tatlılarımızın hiç olmazsa bir kısmının adını vermek suretiyle bu yazıyı çok tatlı bitirmek istiyorum. İşte yerel dildeki isimleriyle tatlılarımız:
Kurabya, Heşvet, İmçerket, Çeluk, Zerde, Zıllakiye, Şemuniye, Levzine, Aside, Sefire, Pelpehine, Gebole, Rayoşu Meketip, Irk Tari, Hedit (Demir) tatlısı.
Herkese makbul oruçlar ve tatlı iftarlar; mutlu ve huzurlu bayramlar diliyorum.
Cumhur KILIÇÇIOĞLU / Siirt Mücadele Gazetesi
Bu haber 3230 defa okundu.
- Toplam 2 Yorum
- 1 / 0 Sayfa 1
YORUMLAR
ÖZ SİİRT Lİ |
2010-08-27 |
| SİİTİMİZİN GEÇMİŞİNİ GELENEKLERİNİ YAZDIĞINIZ İÇİN ÇOOOOOOOOK TEŞEKKÜR EDERİM HERKEZİ SİZİN GİBİDUYARLIĞA DAVET EDİYOM SİİRTİMİZ UNUTULMAMALI TEKRARTEKRAR TEŞEKKÜRLER CUMHER ABİMİZZZZZZ |
MUSTAFA KARAMAN |
2010-08-16 |
| BİZLERİN ELBETTE BİR EVVELYATI VARDIR,HEPİMİZİN ASLI VARDIR.İŞTE BU ASLIMIZI VE TARİHİMİZİ İYİCE BİLİB,ÖĞRENİP UNUTMAYACAĞIZ,HATTA MUHAFAZA EDECEĞİZ.CUMHUR BEY BİZLERE SİİRT İLGİLİ HER TÜRLÜ BİLGİYİ BİZE ARŞİVİNDEN ÇIKARARAK AKTARIYOR.GÖRDÜĞÜM VE BİLDİĞİM KADARIYLA DA BUNDAN ÇOK ZEVK ALIYOR VE SEVEREK YAPIYOR.ALLAH KENDİSİNDEN RAZI OLSUN,GÜZEL,FAYDALI VE TARİHİ BİLGİLERİ BİZLERLE PAYLAŞTIĞI İÇİN. |

Siirt Nostalji Kategorisine Ait Diğer Haberler
Yıl 1961 Siirt Belediye Bandosu
Biraz da Nostalji Diyelim - Yıl 1961 Siirt Belediye Bandosu
- 0 yorum
- 378 kere okundu
80'Lİ YILLARDA FIRTINA GİBİ ESEN SİİRT YSE SPOR
İddia edilen şike olayları gündemi oldukça meşgul ederken biz 80 yıllara gidelim
- 1 yorum
- 5231 kere okundu
Sistaş Meyan Kökü Fabrikası
Sabah Gazete’si Yazarlarından Süleyman Yaşar bugünkü köşesinde 1984 yılında Siirt’te Kezer Çayı kenarında açılan Sistaş Meyan Kökü Fabrikasından söz etmiş
- 1 yorum
- 3163 kere okundu
Siirt'te Eskiden Ramazan (Cumhur Kılıççıoğlu´nun Kaleminden)
Siirt'te Eskiden Ramazan (Cumhur Kılıççıoğlu´nun Kaleminden)
- 2 yorum
- 3231 kere okundu
Zamana Yenik Düşen Meslek: Seyyar Limonatacılık
M.Şakir Özmazı'nın Kaleminden Zamana Yenik Düşen Meslek; Seyyar Limonatacılık
- 0 yorum
- 1986 kere okundu
Demir Beşiklerin Son Ustaları
Tahta beşikler terk edildikten sonra bir zamanlar altın çağını yaşayan demir beşiklere de günümüzde rağbet yok artık
- 2 yorum
- 4008 kere okundu
Belgesel Tadında - Davaya Adanmış Bir Yaşam Öyküsü
Şehit H.İbrahim Bilgen'in belgesel tadında yaşam öyküsü
- 6 yorum
- 2960 kere okundu
80'li Yıllarda Belediye Spor
Atatürk Stadyumunun kışın, çamurunu yazın toz ve dikenlerin kahrını çeken o günkü futbolcuları unutmak mümkün mü?
- 2 yorum
- 2883 kere okundu



ÖZ SİİRT Lİ
Asi Resul Ayaklanması Olayı 1929
Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Uzmanı Uz.Dr. Ejder Koyuncu, Medlife Hastanesi'nde Hasta Kabulüne Başladı
Çocuk yuvasındaki çocuklar, Medlife Hastanesi'nde doğum günü heyecanı yaşadı 










